Ana içeriğe atla

Çaprazında aşkın...

siyah beyaz bir resimden
gözün ciğerine uzanır aşk.
yalnızlıklar yol arkadaşı olmamaya
tam niyetlenirken,
baharın gölgesi dört kişilik düşer
çaprazlaşan yaşamlara.
çaprazın her ucuna nefret
tam ortasına sevda yerleşir
yakalayabilmek için ya sevda avcısı
ya da sevgi oltası gerekir...



sararmış resmin kenarında
ot gözlü hayalet intiharlarda.
ayrlık günü, saati unutulan
saçma dakikalar...
oysa hesap kesim tarihi belli
ödedi sevdaya ait tüm verecekleri
alacaklar bir telde asılı.
anımsar göğem sızıları
ve yürek caddelerindeki
karmaşada ipteki azraili,
milimle kaçırlan yaşamları...



başa dönme noktasında
ten canlanr, mercan kayası
ebrusu aşk, harelenme çabasında.
yılların acısı çıkarılan şiirler
önce faili belli bir davada
yargılanır, kalem kırar yürek.
fail değişir bir gün aynada
yansıyan aşina simada...
artık dörtlü çaprazda ulaşamadağı
bir odakta kanamalarının
verdiği acının zevkiyle kalır...



iki yanlış birdoğru etmez, hırsla
attığı adımlar, ellerine yapışan
şımarık sevgilinin sessizliğinde
aksak fil ağrlığında...
onuru alınmış konuşmamalar da
artık geçtir. bölmeye uğrar ihanet.
karar vermeye yeltenirken
yanlış kıyafetini giymiş yüreğinde
mim bile yasaktır, aşkın son ahirinde...


(yarına kalsın baharı karşılama /kana bulanmadan doğrunun başındaki sevda...)

selma dönmez 9 mayıs 2009

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaçmış aşk zamanları...

aşktan korkup kendinden vazgeçen duygular kullanılmayan eşyalar dolabında tozlarına mahkum çocuksu yalnızlıklarda yosun tutar alınganlıklar erik ağaçları sözleşince baharla belki aklına gelir eski sevdalar gönyelenmez, şakül tutmaz acılar dik durmaya çalışırken yaşamda arzın merkezi sevda merkezi değil doğru mu izdüşümlerde aradığın aşklar ? gecenin laciverti içinde biten yolculuklarda sesler bir serçenin rüzgarla boğuşmasında kaybolur duymak için zaman trenine binmelisin düştüğün sağır kuyu duymaz feryadını kırık gitar penası acıtır kalbindeki yaşlı heyecanı antika şarkılar ruhun mola yeridir artık... hep mutlu olmaktan ibaret sanma artılar ve eksilerle dengesizdir yaşam yalnızlığın şalıyla akşamın koyusuna sızar bir akvaryumda kendini hapsettiğin yıllar bir kar yağsa ve sen o sevdiğin gözlerde donsan.. eski bir tebessümün dokunulmazlığında kaybolsan sonbahar bile tükendi elimizde artık bu kış son... sondur bahar sarıya ulaşınca artık kalp suları çekilmiş bir ada bulutlarda kahve içem...

ateşin içnde... Türkan saylan’a...

ışık için çalışanların kıymeti aydınlık sevenlerce bilnmeli...yoksa karanlıklar pusuda...bunun için herşeyi fazlasıyla yapmış bir aydına saygılarımla ---------------------------------------------------------------------------------------- ---------------------------------------------------------------------------------------- sen hiç ateşin içinde gül yetiştirdin mi? goncaları göremeden seferin bitti mi? o güller ki aydınlık ve hürdü karanlıklar bile o ışıltıyı gördü yangınlarımız suyla sönmese de ağlamıyoruz o bizim onurumuz... sen hiç cüzzamlı hasta gördün mü? ağlayan yürekleri alıp sevdin mi? kok kömürü gönüllere ders verdin mi? ışığı önüne alıp yürüdün mü? ağlamıyoruz o bizim gururumuz... sen hiç özgürlüğün kıymetini demokrasinin erdemini bildin mi kadınların kıymetini? hissettin mi cumhuriyetin titrediğini? yüreğimize aydınlığı küpe ettigini ağlamıyoruz o bizim başneferimiz... insanlık için çalışanlar ölmezler yüreklerde sureti var,silinmezler. ışığı takip eden kardelenler pervane...

Baykuşlar kondu şarkılarıma....

bir saksağanın kanat çırpımında rüzgarla savrulan bir karabiber ağacına son dem kadar acı akşamlarını astı gençliğim... yalnızlığa bilet keserken peronda ayrılık ilk yolcuydun unutmadım sen giderken baykuşlar kondu tüm şarkılarıma gözyaşlarımı besteleyip ruhum güfteleri serpti yeryüzüne sessizce yalnızlar ülkesi aşıkları dinlesin diye... artık uzun yol kenarlarında unutulan eski tahta bir elektirik direği kadar yalnız ve tanrıya yakınım... verilen sözlerin öneminin kalmadığı bu zaman diliminde ellerin gözlerini kapamak kızıl yağmurlarını gizlemek içindir nafile avuç açıp yalvarman... duygusal bir fiyaskoydu hayatım sen tam merkeziyken nişangahımın senden sonra, benden sonra zaman yaldızlı bir hediye kutusunda saklanırken değersizdi verilmemiş bir hediye kadar kurdelesi açılmadan değeri anlaşılmayan... (bu yaşam maratonu finale bir adım kaldı /ödünç alınmış bir zamanda yaşıyoruz ve bu noktada herşey ödül zaten...) selma dönmez 9 ekim cuma ... resim: sina ataman