Ana içeriğe atla

Kaos


korkularımı korkuluklar kavramakta
kurgularımla kurum kurum kurulup
kör kuyulara kapatıyorum kadehleri
kaçıncı kaçış kavgalardan 


korkuyorum...

kırmızılardan kırkıyorum kırkıncı kara kederimi
kaymış kadranım, kullukta kuşkularım
kuvvetsiz, kudretsiz kahveler kaçıyor kursaklara
kusmalı, kafatası kıranların koynuna


kızıyorum...

karga kuvvetleri karıyor kader kuralarını
kurallar kavramakta kararsızlıkları
kayalar kalkıyor karabasanlarımda
kavgalarım koltuk kapmalarda

kırılıyorum...

kol düğmeleri kahkahalarım 
koyu kaosların koynunda 
kırık kollarım karakolların kafesinde
kırgınlıklarımı kolaçanda

kaçıyorum...

keyif kanapelerde kaldı kaygısızca
kitaplara katmalı korkuları 
kalemlerle kesmeli katliamını kalemlerin 
kaypaklığın kıvrımlarında kardelenler kurumadan

kavgalarda kalıyorum...


karmakarışık kalabalıklardan kardeşlik kursu kazandı kafatası kahvehanesi... 


Selma Dönmez 14 eylül 2013

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

susmak ve susamak arasında bir yaşam

İNdi Tİ sesiyle HAR bırakarak sevgi liler günü hediyesi bu dedi sesizce _______________________________________________ saniye ucunda _ziftin peki _ yaşam sevindi son üzülmeydi bu arsızlığı tanımayan taba bir ruhun bun kazanı kaynadı karadelik sınırında kaç renkti travmalar tutundu en koyusuna  yanılgıydı hep  aşk sevişemedi gökyüzünde k araf atmalar elma yasakken elmaydı, yasaksa çekici... ellerini buz boşluğuna atmadan  kaç asır geçti düşünme kuyularında sonsuzluk veya onsuzluk seçimlerinde intiharlarını yazdı sil baştan ya günahın cazibesi vardı, ya da cazibenin günahı... istanbul saten çarşaf gibi sarmadan didiklerken karadul masum bir beyni  Yarım kalmış bir  şiir in Son dizesinde kumtaşı duvar tonunda esrik tenler  İN sesi lacivert Tİ sesi  siyah tı  HARis bir  aşk a kelepçeli pembe ikinci bir şans aramadı harrran gürran /tuttu attı gençliği imiğinden... Susarak Yaşamak ve susarak ölmek/ susayarak  aşk a ve anlatmaya...

Baykuşlar kondu şarkılarıma....

bir saksağanın kanat çırpımında rüzgarla savrulan bir karabiber ağacına son dem kadar acı akşamlarını astı gençliğim... yalnızlığa bilet keserken peronda ayrılık ilk yolcuydun unutmadım sen giderken baykuşlar kondu tüm şarkılarıma gözyaşlarımı besteleyip ruhum güfteleri serpti yeryüzüne sessizce yalnızlar ülkesi aşıkları dinlesin diye... artık uzun yol kenarlarında unutulan eski tahta bir elektirik direği kadar yalnız ve tanrıya yakınım... verilen sözlerin öneminin kalmadığı bu zaman diliminde ellerin gözlerini kapamak kızıl yağmurlarını gizlemek içindir nafile avuç açıp yalvarman... duygusal bir fiyaskoydu hayatım sen tam merkeziyken nişangahımın senden sonra, benden sonra zaman yaldızlı bir hediye kutusunda saklanırken değersizdi verilmemiş bir hediye kadar kurdelesi açılmadan değeri anlaşılmayan... (bu yaşam maratonu finale bir adım kaldı /ödünç alınmış bir zamanda yaşıyoruz ve bu noktada herşey ödül zaten...) selma dönmez 9 ekim cuma ... resim: sina ataman

Döndüm bak

Şiirin Hikayesi resimdekiler çığıl selma selmin... bir üçlü..ayrı bir desteydik tüm kağıtlardan..sevgili Çığıl hep özel kalacaksın seni bırakıp gitmem herhalde buralarda o kadar merak ettiğim şey var ki.... :)) şiirin ömür oldu..ayrıca teşekkür edemediğim tüm gönül dostlarına da bu vesile ile teşekkürler. ... hangi kalemle yazılıp sırt çantamıza yüklenmişti tanrının dipnot düşmeyi unuttuğu bu kargacık burgacık alın yazısı... bir üçgenin içindeki fasit daireden dışarı çıkmak için teğetleri aradık... kalem elimize geçtiğinde minkale istediler durakladık... gönyeler yaşamımıza sert çizgiler atmadan önce başlığımızı bulma çabamızda kıvrıldı müsveddelerin kenarları... anneler yaşamın tabanı çocuklarına değmesin diye çerçiden alınmış iple gözyaşlarından motif yaparken kapı önü "dert anlat baba türbesi"nde ve iğde çiçekleri yağmadan hayallerimin yırtık şemsiyesine gerçekleri yağdırırdı üzüm gözlü güzel kız... acıtırdı gerçekler mahremden çıkınca. konuşmaktan kaçışım uykulara yatışım...