25 Ekim 2014 Cumartesi

Bırak öyle kalsın yokluğun

ayaz aşklar hep lâldir, bu ayazda söz bir katre baldır, baldıran otu içse aşık sorar; daha var mıdır?
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------




durakları var aşkımızın bu aralar
tanıyamadan iniyor durduramadığımız yolcular
kalplerimiz boyası dökülmüş hurda mavi dolmuş
gelen biniyor, inerken gülümsüyor; üstü kalsın!

iliklerimden yağ gibi çıkartıp kuruttun ayaza atıp
kör makaslarla kestiğin güneşlerimi
küçük bir kızın gözyaşlarını bardak bardak içerken
yastıkların altında kalmış bir dilek bulutları görmedi

 dediğim neydi ki? ben seni seviyorum


şarkıların ruhunda ısınmıyor kalp elleri
sözlerin anlamında bulamadığımız sevgiler
neyi anlatacak; aşk neydi?

hani sağır değildi kapılar
kalem yazardı bembeyaz kağıtlara
ve gözyaşları çarpışmadan aşkı görmezdi gözler


dediğin neydi ki? ben seni sevebilir miyim? 


"önce ben, sonra ben, vazgeçemem kendimden"
doğru mu bu, çelişkilerdeyim, neden uymuyor bana neden?
resmini çizmek istedim bu sabah
bakışların vardı sadece, ellerin neredeydi?
ayakların, saçların ya dudakların?


akşam sefalarında gülen pembe çiçek sabahı istemezdi
karşı ağaçtaki çocuğun okuduğu kitaba yazdığı satırlar
yıllar sonra çok gülümsetecekti...



 dediğimiz neydi ki, sevmiş miydik?


değişmiş anılar, hiç bir şey yerli yerinde değil
ahh Alpay! bir tek sen varsın; tüm kent benim gibi
ilk gençliğim , unuttuğum papatya taçlarım
pisi pisi otlarım ve mor çiçek açan ihanetlerin...

 denilenler neydi be canım, anımsamıyorum artık


hiç yaşamadın mı ergen aşkların ağlak gecelerini?
seni ara duraklardan kapmış kart bir yılın kucağında oturmuş
kiraz ağacı çiçeği pozları veriyorsun
düşen aşklar inme geçiriyor, bırak öyle kalsın yokluğun


her yokluğunun karası eteklerine çalar şiirimi...



Selma Dönmez 26 temmuz 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder